GURBET ZOR BE ANNE!
Geri dönüşü olmayan bir trene binmişim
Ne çare ki alın yazısı bu! sineme çekmişim
İsmi ağır cismi ağır diyarda sararıp solduğumu
Söylemedim anne! kaç yol ağlamaklı olduğumu

“Hüzün ve gurbet iyi arkadaştır” sabret yavrum! derdin
Çok güzel dost olmuşlar, hallerini bir görseydin
Gece olunca; gurbetin tacizine daha çok uğruyorum
Yüreğimdeki yaraya daha fazla izmarit vuruyorum

Yorgun savaşçı edasıyla Her Sabah uyandığımda
Geceki Yağmanın izlerini görüyorum yanağımda
Biliyorsun anne, Önceleri nasıl ağlanırdı bilmezdim
Gurbetin işi bu! Sağ olsun! bende öğrendim
Gerçi hiç eksik olmadı ya gözlerimin nemi!
Elden bir şey gelmiyor, üzülme anne emi!
Gün ağardığında çok arkadaşımın saçları da ağardı
Bazen bir araya geliriz hani bir çocuk şarkısı vardı

“Orda bir köy var uzakta O köy bizim köyümüzdür
Gitmesek de, görmesek de, O köy, bizim köyümüzdür “
Şarkısını çalar tekrar tekrar dinleriz
Topluca ağlama seansları yapar gözlerimizi sileriz

Buralarda hayat ya geniş gelir ya da dar
İklimlerinde bile mayhoşumsu bir tat var
Sadece Lügatlerde kalmış mutluluğun izleri
İyi yetiştirdi dertlerde, usta yaptı bizleri

Nasıl bir alışveriş! Bu işte kazancım ne?
Bu hasretin ödülü var mı bilemiyorum anne?
Dışarıda Karla karışık bir hüzün yağar
Sorma mevsimleri anne! Her mevsim sonbahar

Nice kişilerin alın çizgileri vadesinden önce kırıştı
Nice hayatlar telef oldu, gurbetin seline karıştı
Alışamadım anne! Tükenmedi yüreğimin hıçkırıkları!
Gurbetten bana kalan (sana kalan) sadece CAN kırıkları!